beyaz Association loi 1901

Inscrit le : 26 Aoû 2006 Messages : 193
| Sujet: Kadin tarihinde bugün Lun 25 Sep - 20:07 | |
| 25 Eylül
1949. Dr. Perihan Çambel, Amerika Birleşik Devletleri Florida Üniversitesi Kanser Araştırma Laboratuvarı patoloji-biyoloji bölümü başkanlığına getirildi.
1998. Anayasa Mahkemesi, namusu kurtarmak için doğumdan 5 gün geçmeden gayrımeşrû bir çocuğun terk edilmesi halinde verilecek cezada indirim öngören TCKnin 475. maddesinin iptali istemini reddetti.
Ucan Süpürge |
|
beyaz Association loi 1901

Inscrit le : 26 Aoû 2006 Messages : 193
| Sujet: Re: Kadin tarihinde bugün Ven 6 Oct - 9:29 | |
| jeudi 5 octobre: "procès de la journaliste Ipek Calislar accusée d'avoir insulté le fondateur de la Turquie moderne Mustafa Kemal Atatürk dans un livre sur l'épouse de ce dernier, a débuté jeudi à Istanbul en dépit d'appels de l'Union européenne à renforcer la liberté d'expression.
Les charges retenues contre Mme Calislar, auteur d'une biographie de Latife Ussaki, la femme d'Atatürk, relèvent d'une loi spéciale protégeant la mémoire de l'homme d'Etat." source : lemonde.fr
et ce malgré les précautions prises (cf en rouge plus bas) afin de ne pas froisser les légendaires susceptibilités turques et en l'occurence surtout kémalistes dans cette affaire. Voici un entretien qu'elle avait accordé à Nazan Özcan, journaliste de radikal pour un article publié dans la rubrique kitap de Milliyet.
ce qui m'intrigue c'est pq Milliyet et pas Radikal?
YILLARDIR Cumhuriyet Dergide yazılarını okumaya alıştığımız İpek Çalışların artık bir kitabı var: 'Latife Hanım'. Çalışlar, Atatürkün sabık eşini kitabında bütün detaylarıyla anlatıyor. Ama Atatürkün eski karısı olarak değil, Latife Uşaki olarak. Yani şimdiye kadar çoktan yapılması gerektiği gibi. Ne de olsa İpek Çalışların da sağlam bir kadın bakış açısı var. İstanbul doğumlu İpek Çalışlar, Üsküdar Amerikan Lisesi ve Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde okudu. 1970te TRT Haber Merkezinde çalışmaya başladı. 12 Eylülle birlikte işten çıkarıldı. Ardından beş sene Nokta dergisinde çalıştı. 'Saat başı haberden butik habere geçtim' diyor gülerek. Butik haberler Sokak dergisiyle devam etti. Sokakın ardından da 10 sene kadar Cumhuriyet Derginin yayın yönetmeniydi. Şimdi artık yazar. Kocası Oral Çalışlar, oğlu ise Reşat Çalışlar.
Neden Latife Hanımı yazmak istediniz ve ne kadar sürdü?
Mart 2004te Cumhuriyetten ayrıldım. Birgünde üç hafta kaldım. Sonra bir arkadaşımın evinde, Latife Hanımla Atatürkün evliliği ile ilgili bir kitap görünce, birdenbire neden ben Latife Hanımla ilgilenmiyorum diye düşündüm. Kitabı aldım okudukça mahçup oldum. 100ü aşkın kadının portresini incelemiştim çünkü. Karar verdim, ben Latife Hanımın peşine düşeceğim diye. Birdenbire her şey bana çok enteresan gelmeye başladı, Cumhuriyet tarihini bilmiyorum, kadın tarihini bir miktar biliyorum. Ne bulursam okumaya başladım. Bir ayın içinde anladım ki, Latife Hanımın hayatı hiçbir zaman düzgün yazılmamış. Ondan sonra Latife Hanım bizim evin içinde yaşamaya başladı! Sizce niye kimse ilgilenmedi Latife Hanımla?
Okulda okutulan Cumhuriyet tarihine o kadar soğuk yaklaşıyoruz ki, o tarihin bir parçası olduğu için yokmuş gibi geliyor insana. Gerçekten de yıllar içinde yok edilmiş bir kadın aslında. Satırbaşları çıktıkça hiç ummadığım bir tabloyla karşılaştım. Çünkü Latife Hanım son derece etkili bir kadın Cumhuriyet tarihinde. En büyük sürpriz, kadın hareketinin içinden, sufrajet diye anılan kadınlardan biri. Çok sağlam politik duruşu, çok sağlam kadın bakış açısı olan ve çok entelektüel bir kadın.
O zaman ilk feministlerden miydi?
Genç kızlığında kadın hareketiyle çok ilgili, Çankayayken de kadın hareketine destek veriyor. Siyasi hak talebiyle ortaya çıkıyor, 'Ben Vandan milletvekili olayım' diyor, Mustafa Kemal kabul etmiyor. O dönemde kadın hareketi neydi, Latife Hanımın bununla ilişkisi neydi gibi ayrıntıları her yere serpiştirdim kitapta. Türkiyedeki kadın hareketi de onu fark etmemişti.
Evlilikten sonra Latife Hanım kendi kendini yok etmeyi mi seçti?
Eski pozisyonuyla bir sürü sevmeyeni var, çünkü çok kuvvetli bir kadın. Bütün dönemin inceliklerine vakıf, herkesin neyin nesi olduğunu iyi biliyor. Cumhuriyetin önde gelen isimlerini, artı ve eksileriyle çok iyi tanıyor. Latife Hanımı bir şekilde kendileri için tehlike olarak görenler bir karalama kampanyası yapmış. Özellikle Mustafa Kemal Paşanın ölümünden sonra. Onu silmeyi becermişler. Silmenin ötesinde, hırçın, sert, hırslı ve şımarık bir kadın portresi çizmişler. Ve bu sıfatların hiç biri ona uymuyor. Latife Hanım çağının çok ötesinde bir kadın. Anlaşılma problemi çıkınca, o da kepenkleri kapatmış. Ama bizim göremediğimiz Türk Tarih Kurumu arşivinde her şeyini saklamış.
Nasıl bir evlilikmiş onlarınki?
Orası biraz sürprizli. Latife Hanımla Mustafa Kemal oldukça eşit ilişki içinde, hiyerarşiden uzak ve bir alışveriş içindeler. Hatta Latife evliliğini anlatırken, 'Bizimki bir fikir ve ideal beraberliğiydi' diyor. Modern bir karıkoca ilişkisi, ikisinin de özelliklerinden gelen bir şey. Mustafa Kemal o zaman onu bir kadın modeli olarak öne sürüyor. Latife buna çok uygun. Ama hiçbir zaman Mustafa Kemalin her dediğini onaylayan, fikrini söylemeyen, tartışmayan bir kadın değil.
Siz nasıl yaklaştınız Latife Hanıma? Çünkü bir tarafta Atatürk gibi bir simge var. Pozitif ayrımcılık yaptığınızı düşünüyor musunuz?
Yaptım tabii. Ben burada şuna dikkat ettim: Mustafa Kemalin karısı olarak değil, Latife Uşaki olarak ele aldım. Tabii ki onun yanında durarak yaptım bunu ama biraz mesafe koymaya çalıştım. Kadından yana bir şey yapmak hakkımdır diye düşündüm.
Yakınlarıyla konuşmak, belgelere ulaşmak kolay mıydı, zor muydu?
İnternet çağında ulaşamayacağın hiçbir şey yok öncelikle. Başlangıçta Latife Hanımın ailesiyle hiç ilişkiye geçmedim. Öncelikle dünya basınını taradım. Dünya basını, Latife Hanıma bir dünya yıldızı olarak bakıyor. Latife Hanım, o iki buçuk yılı, attığı adım takip edilen, sürekli hakkında yazılar çıkan, hayranlıklarla izlenen ünlü bir kadın olarak geçirmiş. Türkiyede kontrollü bir basın var. Önce onun üzerine kurdum hikayemi. Sonra Emine Uşaklıgil, Latife Hanımın yakınlarından biriyle ilişki kurdu. Hiç konuşmayan bir yeğen konuşmayı kabul etti. Latife ölmeden ikinci kuşağa konuşmayacaksınız diye vasiyet etmiş. Niye yaptığını kestirmek mümkün değil. Üçüncü kuşağa böyle bir vasiyeti yok. Onlardan Muammer Erboy, gerçekten benim ufkumu açtı. O bana daha çok boşandıktan sonraki hayatını anlattı.
Yazmak istediğiniz ama yazamadığınız bölümler oldu mu?
Var tabii. Çok hassas davrandım, çünkü Türkiyede Atatürkle ilgili son derece hassas bir kamuoyu var, onun anısını zedeleyecek bir şey koymadım. Latife Hanımla ilgili ne bulursam yazdım ama. Aşk yok mu bu evlilikte?
Bence birbirlerine âşıkmışlar. Anılarda yazılmış sevgiye dair bütün sözcükleri topladım. Sonuç olarak Mustafa Kemal Paşa, evliliğinin birinci yılı boyunca gerçekten tutkun Latife Hanıma. Sonra beraber yaşamanın zorlukları, Türkiyede yaşanan ağır koşullar etkili oluyor, belki o tutkusu devam etmiyor olabilir. Latife Hanımınki ise hiç bitmemiş bir tutku. Ben Mustafa Kemalin de boşandıktan sonra da Latife Hanımı unutamadığını düşünüyorum. Yarım kalmış bir evlilik olarak görüyorum. Mesela Mustafa Kemal, Latife Hanıma boşandıktan dokuz yıl sonra Uşaki soyadını veriyor. Uşaki, âşıklara dair demek.
Boşandıktan sonra görüşmeye devam etmişler mi?
Görüşmemişler, bir tek defa Göksuda karşılaşıyorlar. Ancak aralarında sürekli bir iletişim var. Mustafa Kemalin yanındakiler Latife Hanımı ziyaret ediyor, haberler gidip geliyor. Hatta Mustafa Kemalin ona zaman zaman yaveriyle çiçek yolladığı, Dolmabahçe Sarayına davet ettiği anlatılıyor. Ama hiçbir zaman gitmemiş.
Latife Hanıma haksızlık edildiğini düşünüyor musunuz?
Çok yazık olmuş. Mesela Medeni Kanunda çok büyük payı var Latife Hanımın. Fikirleri son derece berrak bir kadın. Kadın meselesinde ne olması gerektiğini, eğitimle dinin ayrılması gerektiğini söylüyor. Mustafa Kemali çok etkilemiş. Kadınlar seçme ve seçilme hakkını, Latife Çankayadan ayrıldıktan 10 sene sonra elde ediyor. 10 sene içinde bu mesele gündemden kalkmış. Latife Hanım Çankayada olsaydı kadınlar bugün çok daha iyi bir konumda olurdu diye düşünüyorum. Ayrıca Latife Hanım çok sayıda dil biliyor, virtüoz derecesinde piyano çalıyor, edebiyat merakı müthiş, hukuk okumuş çok entelektüel bir kadın. |
|